tarafından

Work & Travel Tecrübem 3: Gezi ve Eğlence, Tavsiye, Bana Katkıları

work-and-travelGezi konusunda diyebilirim ki, en iyi yol araba kiralamak, ve araba kiralamak içinse 2 şart var; bankamatik kartın (bunu işe başladıktan sonra almalısın, tabi zorunlu değil ama alırsan kolaylıklarını da görürsün –“TD Bank” WAT öğrencilerine hesap açma ve kapama ücreti olmayan bir DEBİT kartı imkanı sunuyor-) olmalı ve ehliyetin olmalı. ABD’de (en azından benim kaldığım eyalette) araba kiralamasını nakit para ile yapmıyorlar, sadece kredi veya bankamatik kartı kabul ediyorlar. Üstelik araba kiralama da öyle güzel bir imkan var ki. Diyelim ki WAT’ın 3 aylık kısmını bitirdin ve gezme kısmına geldin. Gezme planını yaptın ve Vermont eyaletindeki araba kiralama firmasından araba kiraladın. Bin bir yeri gezdin dolaştın (ABD’de eyaletler arasında dolaşmak herhangi bir kısıtlamaya tabi değil, sadece para gişeleri var, parası olan geçiyor :P) ve Türkiye’ye dönüş için New York eyaletine geldin. Eğer bu eyalette araba kiraladığın firmanın şubeleri varsa, arabayı o şubeye bırakabiliyorsun, yani arabayı geri götürmene gerek yok. Tüm bunların yanı sıra benzin cidden çok ucuz; Türkiye ile karşılaştırıldığında tam 3’te 1 fiyatına denk geliyordu! Okumaya devam et

tarafından

Work & Travel Tecrübem 2: Konaklama, Yemek masrafı ve Aldığım Ücret

work-and-travelŞimdi gelelim konaklama ve yiyecek konusuna, bundan konuyu dağıtmamak adına bahsetmemiştim. Konaklama da yiyecek de Amerika’da bir sorun. Genel konaklama ücretleri ortalama kişi başı 400-500 dolara denk geliyor. Tabi bu şansınız varsa eğer, bu rakam çok daha düşebiliyor. Benim konaklama ve yemek maceram ilk 7 hafta ve son 6 hafta olarak 2’ye ayrılıyor. Nasıl mı? Hani şans konusundan bahsetmiştim ya, burada o konu devreye giriyor.

İlk 7 haftam şöyle geçti. Çalışacağımız otele vardık ve ilk haftamızda diğer WAT öğrencilerinin kaldığı ev dolu idi. Yani bana ve birlikte geldiğim arkadaşım için yer yoktu. Biz de otelde geçici olarak konakladık. Ki bize demişlerdi ki, “siz ev bulana kadar geçici olarak burada konaklayın, bulunca taşınırsınız”, biz de kabul ettik ve otelin odalarından bir tanesine yerleştirdiler bizi. Tabi ki de bize süpervizörüm teklifte bulundu, “orada kalın, şurada kalın, olmadı size benim evimden bir oda vereyim, burada kalın diye, ama biz çalıştığımız kasabada otobüs seferleri günde sadece “saatte 1” olduğu için ve sadece anayoldan geçtiği için (süpervizörümün bize önerdiği kendi evi, anayola yürüme mesafesiyle 15 dakika kadar mesafedeydi. Hadi kabul ettik diyelim, gittiğimiz yer komple ormanlık bölgeydi –Karadeniz misali- ve geceleyin yol ışıkları falan yoktu, Okumaya devam et

tarafından

Work & Travel Tecrübem 1: Gidiş, Ücret, İşe Başlangıç ve Ek İş

work-and-travelBilindiği üzre Work & Travel (kısa ismiyle WAT) programı yalnızca üniversite öğrencilerine sunulan çok güzel bir olanak. Bunun içinse 2 temel şart var, masraflar için 2000 doların üzerinde bir paran olmalı ve, 1000lerce kilometre öteye 3 – 4 aylık bir süre zarfı için ülkenden, arkadaşlarından ve ailenden uzak kalma riskini göze alabilmektir. Aslında zamanın ne kadar çabuk geçtiğini fark edenler için bu süre kısa gelebilir. Ama ordayken zamanını nasıl geçirdiğin, zamanın hızını belirleyen en temel etkendir. Şöyle ki, ABD’ye vardığında ve firmaya ulaştığında hiç ummadığın şartlarda çalışman gerektiğini anlayabilirsin, ki bu durumda 3 aylık süre geçmek bilmeyebilir, fakat gittiğin yer eğer hakikaten güzel ve nezih bir bölge ise ve çalışacağın firma da tam hayalinde kurduğun gibiyse, işte o zaman mutlu günler başlıyor diyebiliriz.

Ben size bu yazımda, ABD tecrübemin nasıl başladığını, bunun için nasıl aşamalardan geçtiğimi ve oradayken neler yaşadığımı anlatacağım, ki gitmek isteyenler için ön fikir olsun Okumaya devam et

tarafından

Atatürk’ten “İslam dininin doğuşu” ile ilgili yazı

Hz. Muhammed’in peygamberliği vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir.

Muhammed’in bir melek ile ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini de ileri suanlar olmuştur.

Bu olasılıkları bir kenara bırakmak ve meseleyi ilim ve mantık çerçevesi içinde mütalaa etmek daha doğru olur.

Kur’an’dan öğrendiğimize göre Muhammed hiç değişmeden yaşamış bir insan değildi; o da hayat ve hadislerin zaruri icabları karşısında adeta her gün değişmiştir.

Muhammed iptida Allah’ın resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır; bunu düşünmemiştir. Bu düşünce senelerce mücadele ettikten ve fikirlerini neşreyledikten sonra kendisinde hasıl olmuştur. Asıl meselenin hal noktası şuradadır:

Bütün iptidai kavimlerde olduğu gibi Arap’larda da şairlerin akıl erdirmedikleri kuvetlerden ilham aldıkların inanırlardı. Bu kuvetlerde Arap’lar için cinlerdi. Cinler güya kahinlere de kayıptan haber vermek kudretini ilham ederlerdi. Bu nevi itikadlar Arabistan’da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır.

Hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham etmeye kani idi. Muhammed’in İsa ve Musa dinlerine dair öğrendikleri de Okumaya devam et

tarafından

Anzaklı Ömer: “Siz Türk’ler gerçekten çok merhametli insanlarsınız!

Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA /  İstanbul’da oturmaktadır.

Anzaklı Ömer’in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Amerika ‘ya gittiğim ilk yıllar… New York’da Medical Center Hospital’da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler… Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum.  Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında…
-Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?” dedim.
Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı… Kolunu açtım, baktım pazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim:
-Siz Türk müsünüz?

-Kaşlarını yukarıya kaldırarak “hayır” manasına bir işaret yaptı.
-Ama ben hala merak ediyorum. “Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı Okumaya devam et

tarafından

Atatürk: “…Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir!”

Atatürk‘e göre Anadolu, en aşağı 7000 yıllık Türk yurduydu! Atatürk, Afet İnan’ın “Türk’ün Tarifi” adlı tezini okuduktan sonra bir sayfanın kenarına kendi el yazısıyla şu notu düşmüştü:

“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği, bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en az 7000 senelik Türk beşiğidir! Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvala korkargibi oldu, sonra onlara alıştı, onların oğlu oldu! Bugün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu! Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünayayı aydınlatan güneştir!

“Atatürk ve Kayıp Kıta Mu” – Sinan MEYDAN

tarafından

Atatürk ve “Türk’lerin uygarlığa olan katkıları” hakkında düşünceleri!

Atatürk, 1930 yılının Ağustos ayında Yalova’da Afet İnan‘ın sorduğu tarih hakkındaki bir soruya verdiği yanıtta Türklerin uygarlığa olan katkılarını tüm açıklığıyla şöyle ortaya koyuyordu:

“Beşeriyetin taş devirlerini bir kenara bırakalım. Maden devirlerinde, muhtelif madenlerden, kemikler yapılan eserler, her nevi aletler ve süs eşyası idi.  Çamurdan tuğla, çanak çömlek ilk insanların yaptığı eserlerdendir. Hayvanları ehlileştirmek, onlardan muhtelif suretlerle istifade etmek, hayvanları sürüler halinde bulundurma insnaların ilk yaptıkları işlerdendir. Ziraat da böyledir. Bundan başka, insanlar bulundukları mıntıkaya göre kerpiçten, tuğladan veya taştan binalar da yaptılar. Kanallar açarak bataklıkları kurutmak, muhtelif tarzda sulama usulleri de insanların ilk buldukları şeylerdendir. Güneşleri ve yıldızları müşahade sayesinde takvimimn esasını koyan, tabiatın en büyük kuvvet olduğunu keşfeden binlerce sene önce yaşamış eski insanlardır. Gemi inşa ederek de denizlerde dolaşmk kabiliyetini de gösteren, ticaret etmesini öğrenen bu insnalardır. İlk demokrasi esasına müstesnit cemiyet ve devlet müesseseleri vücuda getiren de onlardır. Bütün bu saydıklarımız dünyada ve beşeriyette ilk medeni eserlerdir. Bu medeni eserleri bütün dünya ve beşeriyette ilk yapmış ve yaymış olan insanlar Türk ırkındandır!

“Atatürk ve Kayıp Kıta Mu” – Sinan MEYDAN