tarafından

Daha iyi öğrenmek için kendimizi sorgulamalıyız!

Aşağıda yazmış olduğum her şey, kitabın farklı yerlerinden ufak ufak, ve kendimce önemli bulduğum yerlerdir. Kitabı alıp okumanızı tavsiye ediyorum, kendinizce daha faydalı bilgilere erişebileceğinizi umuyorum. Çünkü, bilgi dediğimiz şey, tamamıyla kişisel algılamalarımızla sonuçlanan bir olgudur. Her bilgi girişi, insanlarda farklı duygu ve fikir yaratabilir…

Şunu da belirtmeliyim ki, hafıza geliştirme kursuna gitmeyi aklınıza sokarsanız, bu kitap ile birlikte çok senkronize gittiğini de keşfedebilirsiniz. Bu kitabı özellikle hafıza kursuna gidenlerin, sonra da “öğrenmek” fiilini daha verimli hale getirmek isteyenlerin okumasını şiddetle tavsiye ederim.

İRFAN ERDOĞAN – ÖĞRENMENİN GÜCÜ

Öğrendiğimiz bilgi için “benzetme” yapabilirsek, öğrenme metaforu kullanmış oluruz. Öğrendiklerimizin zihinde kalıcı hale gelebilmesi için, bu çok önemli bir yoldur.

Kendi kendimizi denetlemeliyiz! “Ne yapıyorum”, “nasıl yapıyorum”, “ne kadar yaptım”, “yaptığım doğru mu” gibi sorular sormak, öğrenme sürecini verimli kılar! Birey, bu “özdenetimi” içselleştirmelidir. Ayrıca öğrenmede dışa bağımlı olmamalıyız, “sorumluluk bana ait” demeliyiz! Sorumluluğu üstümüze alırsak, öğrenmeye çalışırız ve öğreniriz.

“Sokratik sorgulama yöntemi” ile cahil birisine dahi bilgi ve erdem kazandırılabilir!

Öğrendiklerimizin daha verimli ve kalıcı olabilmesi için, mecazlara başvurmalıyız.

“Amaç” bireyi odaklar, konsantre olmasını sağlar!

Başlamak, yolun yarısıdır. Başlamak için güdülenmek gerektiği söylenir. Bunun yerine “bir başlayalım” daha hayırlı bir cümledir. Okumaya devam et

tarafından

“Öğrenme” fiilini verimli kılmanın püf noktaları

Aşağıda yazmış olduğum her şey, kitabın farklı yerlerinden ufak ufak, ve kendimce önemli bulduğum yerlerdir. Kitabı alıp okumanızı tavsiye ediyorum, kendinizce daha faydalı bilgilere erişebileceğinizi umuyorum. Çünkü, bilgi dediğimiz şey, tamamıyla kişisel algılamalarımızla sonuçlanan bir olgudur. Her bilgi girişi, insanlarda farklı duygu ve fikir yaratabilir…

Şunu da belirtmeliyim ki, hafıza geliştirme kursuna gitmeyi aklınıza sokarsanız, bu kitap ile birlikte çok senkronize gittiğini de keşfedebilirsiniz. Bu kitabı özellikle hafıza kursuna gidenlerin, sonra da “öğrenmek” fiilini daha verimli hale getirmek isteyenlerin okumasını şiddetle tavsiye ederim.

İRFAN ERDOĞAN – ÖĞRENMENİN GÜCÜ

Zaman Yönetimi! Zamanı verimli kullanabilmek ile alakalıdır. Yapılacak işler, “kesinlikle yapılmalı”, “yapılmalı”, “yapılsa iyi olur” şeklinde sıralanmalı, ki hangi işten başlayacağım şüphesi ve kararsızlığı ortadan kalksın.

Vizyon! İnsanlardaki en büyük eksikliklerdendir, çünkü geleceğin şekillenmesine büyük katkısı olan bir görüştür. Vizyon sahibi olunmalıdır ki geleceğimize yön verebilelim, uzun vadeli düşünebilelim!

Þ    İnsan beyni hızlı çalışır ve gördüğü bir şeyde parçalar eksik olsa da “bütünü” görmeye meyillidir. Öğrenme sürecinde de, öğrenmeyi gerçekleştirebilmek için, bütün görülebilmelidir.

Þ    Öğrenme ortamında (ders veya seminer gibi), yanıtlanamayan sorularımız olabilir. Etkileşim kurulamayan bu gibi durumlarda, cevabı daha sonra yazarak yanıtlamak, bizi etkin katılımcı düzlemine sokmaya yeter! Okumaya devam et

tarafından

Son sınıf öğrencilerine CV parlatma yöntemleri ;)

Profesyonel gelişiminizi sürdürün, bunu danışman yardımıyla güçlendirin (okulunuzdaki Kariyer Planlama Merkezi veya türevi yerlerle, veyahut direkt olarak öğretmenleriniz ile…) ve iş piyasasını araştırmaya başlayın.

  • Özgeçmişinizi, yazın yaptığınız stajları ya da iş deneyimlerinizi yansıtacak şekilde tekrar gözden geçirin.
  • Bir güz dönemi stajı ayarlayın, ve özgeçmişinizi tekrar yenileyin.
  • Kampus içinde iş bulmak için harekete geçin, iş görüşmeleri için başvurun ve firmalarla ilgili bilgilendirme toplantılarına katılın.
  • Bir Barış Gönüllüleri bilgilendirme seansına katılın.
  • Yurtdışında asistanlık ya da staj fırsatlarını araştırın. Birçoğunun son başvuru tarihinin güz döneminde olduğunu unutmayın ve erkenden harekete geçin.
  • Dil seviyenizi yükseltmek için bir kursa yazılın ya da pratik saatlerine katılın.
  • Network’ünüzle tekrar bağlantıya geçin: daha önce staj yaptığınız firmalar, fakülteniz ve eski mezunlar gibi kontaklarınızı planlarınız hakkında bilgilendirin. Okumaya devam et
tarafından

Zeka Türleri ve öğrenme ile ilişkisi (!)

Aşağıda yazmış olduğum her şey, kitabın farklı yerlerinden ufak ufak, ve kendimce önemli bulduğum yerlerdir. Kitabı alıp okumanızı tavsiye ediyorum, kendinizce daha faydalı bilgilere erişebileceğinizi umuyorum. Çünkü, bilgi dediğimiz şey, tamamıyla kişisel algılamalarımızla sonuçlanan bir olgudur. Her bilgi girişi, insanlarda farklı duygu ve fikir yaratabilir…

Şunu da belirtmeliyim ki, hafıza geliştirme kursuna gitmeyi aklınıza sokarsanız, bu kitap ile birlikte çok senkronize gittiğini de keşfedebilirsiniz. Bu kitabı özellikle hafıza kursuna gidenlerin, sonra da “öğrenmek” fiilini daha verimli hale getirmek isteyenlerin okumasını şiddetle tavsiye ederim.

İRFAN ERDOĞAN – ÖĞRENMENİN GÜCÜ

Zeka ve öğrenme

4 zeka türü vardır:

  • sözsel-dil
  • mantıksal-matematiksel
  • görsel-uzay
  • sosyal

Her insan bu çeşitli “zeka alanları”nın her birine sahiptir. Her birey, zeka alanlarının her birini yeterli düzeyde geliştirebilir.

Kişilere göre değişen “öğrenme stili”, kişide yaşam boyu değişmez, çünkü doğuştan sahip olunan bir karakteristiktir. Ama fark edildiğinde hayatınızı değiştirir! Okumaya devam et

tarafından

Özgürlüğü özgürlük yapan şey, 2 x 2 = 4 olduğunu söyleyebilmektir.

George Orwell – 1984

“Winston, çocuk tarihi kitabını eline aldı ve kitabın kapak sayfasındaki Big Brother görüntüsüne  şöyle bir baktı. Hipnotik gözler, direkt olarak insanın gözlerinin içini hedef alıyordu. Üzerinde büyük bir düşünce baskısı hissettiriyordu, şöyle ki sanki kafanın içine nüfuz etmeye çalışıyor, beynine karşı savaşıyor, inançlarından korkutmak istiyor, seni hislerinin olduğuna dair bir inanca karşı çıkmanı istiyor gibi. Ve sonunda “Parti” 2 ile 2nin 5 ettiğini sana söylüyor ve sen de ona inanmak zorunda kalıyorsun! Er ya da geç şunu da söyleyeceklerdir ki, hepsi gerekliydi. Sadece deneyimlerin geçerlilik süresi değil, aynı zamanda dış gerçekliğin varlığı da, onların bir felsefesi olarak reddediliyordu. Sapkınlıkların en büyüğü de sağduyu idi. Ve tüm bunların sonunda en felaketi olan, senin onlar tarafından öldürülmen değil, haklı da olmalarıydı! Yani biz şimdi, nasıl olur da 2 artı 2nin 4 ettiğini bilebiliriz? Ya da yerçekimi kanunun işlediğini? Ya da geçmişin değiştirilebilir olduğunu? Eğer geçmiş ve dış dünyanın kendisi sadece aklımızda olan şeylerse, ve aklın kendisi de kontrol edilebiliyorsa… ya sonra? Okumaya devam et

tarafından

HOT: Hızlı Okuma Tekniği (dakikada 6000 kelime okuyabilmek..!)

Hızlı okuma kursunu duyan olmuştur. Duymayan olmuşsa da onların da bundan haberdar olmasını isterim ve okumayı seven veya az zamanda çok kitap okuması gereken kişilerin mutlaka hızlı okuma kursuna gitmesini öneririm. Bende bir devrim yarattı diyebilirim hızlı okuma kursu. Okurken uykusu gelen ben, okumayı sevmesine rağmen okurken sıkılan ben, okumaya çalışırken farketmeden gözü bir kelimeye takılıp onun üzerinden hayallere dalan ben, kursdan sonra bu sorunlara hiç rastlamadım!

Okurken konsantrasyon sorunları olanlar veya üstteki benzer sorunları yaşayanların böyle bir kursa yazılmasını tavsiye ederim. Üstelik şiddetle tavsiye ederim. Ne kadar şiddet karşıtı birisi olsam da, bu konuda şiddet gösterebilirim :-P

Paylaştığım bu yazıda aslında bir çok yeteneğimiz gibi, okuma hızımızında da nasıl köreldiğini ve yavaşladığını rahatlıkla anlayabiliriz. Bir nevi öğrenilmiş çaresizlik yaşıyoruz!!! Zincirlerimizi kırabiliriz…

Okumaya devam et

tarafından

Kitap Okumak vs. Televizyon İzlemek: sizce hangisi kafayı yoruyor?!

Can Dündar‘ın kaleme almış olduğu çok önemli olarak nitelendirebileceğim bir yazısı…

Günümüzde “ay ne kadar çok unutuyorum”, “dünkü yediğim yemeği dahi hatırlamıyorum”, “çok zor öğreniyorum”, “adaptasyonda çok zorluk çekiyorum” ya da “kendimi yorgun hissediyorum” falan fişman cümlelerini çok söylememizin nedenini aslında geçirmiş olduğumuz ve “dinlendiğimizi sandığımız” bu TV izleme saatleridir. Evet, çok güzel vakit geçirilebilir, ama şöyle 1 dakika durup düşünürsek eğer, hayatımızda televizyon olmasaydı daha mutlu ve daha dingin olacağımızı görebiliriz. Televizyonun aslında bizi dinlendirmediğini ve beynimize çoğunlukla olumsuz telkinler ve duygular lanse ettiğini görebiliriz.

Bunu anlamanın en etkileyici yollarından birisi, TV’yi açın ve gözlerinizi kapatarak dinlemeye çalışın, ya da içerideki odadan dinlemeye çalışın… Görüntü olmayınca, o bağırışların nasıl kullağınıza battığını fark edeceksiniz. Süreli yüksek sesli konuşan insanlar. Okumaya devam et