tarafından

“Bankacı” Olmak…

banking

Merhabalar, uzun zamandır buralardan uzak kalmıştım. Kendi bloğuma bakarken “https://cagricigman.wordpress.com/2013/06/14/iyi-gunler-surekli-derdim-kendime-blog-yazmak-faydali/#more-323” linkinden de görebileceğiniz üzere bir yazıma gözüm ilişti. Yazıya göre o günlerde hedefim İK alanında iş bulmakmış. Şimdi geçmişe dönüp bakıyorum da, insanın istekleri ile kaderi hep istediği yönde gitmiyor gerçekten de. Ve zamanla insanın istekleri de değişebiliyormuş.

 

Şuanda Türkiye’nin en büyük özel bankalarından birisinde şube alanında çalışıyorum ve mesleğim bankacılık oldu. Yaptığım işi seviyorum. Allah herkese yaptığı işi sevmeyi ya da sevdiği işi yapmayı nasip eylesin inşallah. Tam olarak şu vakit itibariyle 2 sene 6 aydır, bağlı olduğum kurumda çalışmaktayım ve bankacılığın dışarıdan göründüğü kadar kolay bir meslek olmadığını söylemeliyim.

 

Buraya kadar yazdıklarımdan yola çıkarak bankacılık ile ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Buradaki amacım bankacılık ile ilgilenen ve banka sektörüne girmeyi düşünen arkadaşlara bir şekilde yardımcı olabilmek, umarım yardımcı olabilir ve onlara bir fikir vermiş olabilirim.

 

Bankacılık sektörü birçok ülkede olduğu gibi bizim de ülkemizin lokomotif sektörlerinden. Sektör içerisinde olan birisi olarak şunu söyleyebilirim ki, bu sektör devletin de yardımı ile emin adımlarla ilerlemektedir. Şu anda piyasada gizli bir kriz varmış gibi gözükmekte, işsizlik artış göstermekte ve birçok ürüne ve hizmete Dolar ve Euro’nun artışı ile birlikte zam gelmektedir. Fakat bu şartlara rağmen içinde bulunduğum sektör emin ve yavaş adımlarla da olsa büyümeye devam etmektedir. Sektör içerisinde mevduatı çekmek üzere çok uğraş vermekteyiz ve bu alanda da rakiplerimiz her geçen gün artmaktadır. Yurtiçine en son giren yabancı bankalardan olan ve dünyanın en büyüklerinden sayılan ICBC bankasından tutun da katılım bankacılığına yeni adım atan VAKIF KATILIM bankasına kadar, sektöre devamlı yeni rakipler girmektedir. Buradan yola çıkarak diyebilirim ki şuanda rekabetçi olan çalışma koşullarında, devamlı koşturan ve çalıştığımız kuruma katkı sağlamaya çalışan biz bankacılar için gelecek daha da çok çaba sarfetmeyle ve çalışmayla geçecektir.

 

Öncelikle şunlardan bahsetmeliyim aslında. Genelde birçok insan tarafından “oh ne güzel ya, oturdukları yerde çalışıyorlar ve üstüne para alıyorlar, ne rahat iş valla” denilmektedir. Fakat bilmiyorlar ki işin içinde neler çekiyoruz. :)

 

Dememe gerek yoktur, her mesleğin kendine göre bir zorluğu vardır. Bizim mesleğin zorluklarından birisi de devamlı müşterilerle iç içe olmamızdır. Bilirsiniz ki insanlarla uğraşılan meslekler en stresli mesleklerden sayılır ve bizim mesleğin de tek müşterisi mevduat sahibi olan insanlar. Bizi var eden sizlersiniz ey halk Gerçekler böyle. Mevduat ne kadar artarsa banka o kadar büyür, geri ödenebilir kredileri ne kadar kullandırabilirsen de banka bir o kadar faiz geliri elde eder, komisyon geliri elde eder, mevduat döngüsü içerisinde de bir o kadar parasal destek sağla kendisine. Tabi bunların hepsi gişe çalışanı arkadaşlarımızın müşterilere karşı anlayışlı ve güleryüzlü olması ile birlikte satış bölümündeki arkadaşlarımızın tüm çalışanlarımızla birlikte müşterilere karşı en azami şekilde yardımcı olup bu anlamda onların bankadan mutlu ayrılmalarını sağlamaları gerekmektedir. Müşterilerin bankamıza çekilmesi yanında bu anlamda bankamızda tutulması da zor ama önemli bir uğraştır.

 

Zorluklardan bir diğeri aynı anda birden fazla işe bakmamızın gerekliliğidir. Bu anlamda çoklu işleve sahip değilseniz, bankacılık sizin için değildir. Aynı anda hem masanızda çalan telefona cevap verip karşınızdaki müşteriyi idare etmeniz ve bunun yanında ekranınızda bulunan işlemleri ayrı bir şekilde bitirip, aklınızda veya not defterinizde bulunan ve 2 müşteri arasında yapmanız gereken bir takım işlemleri de yapabilecek gücü kendinizde bulabileceğinizi düşünüyorsanız, buna ek olarak eğer memur iseniz, yetkilinizin size vereceği işi de arada bir yerde sıkıştırıp bitirmeyi becerebileceğinize inanıyorsanız bu mesleği yapabilirsiniz. Tabi ekranınızda arka planda çalışan iç mesajlaşma ve e-mail programı ile e-mailleşme işlemlerini de bu saydığım işlemler arasında yapıp, EFT ve HAVALE gibi talimatlı işlemleri de araya bir yere sıkıştırmanız gerekmektedir.

 

İçinizde güneş batar gibi oldu dimi Ama bunların hepsi gerçek fakat yapabildiğimiz şeyler. Korkmayın, kimseye ilk başta bu kadar yüklenilmiyor, zamanla öğrendikçe bunlar üstüste biniyor, çünkü artık işinize hakim olarak işinizi yapıyor oluyorsunuz. Sayınca çok gibi gözükebilen bu işler bazen öğle aralarında yemek molanızdan vermenizi gerektirse de aslında çok zevkli işler. Harıl harıl çalışan bir makine gibisiniz ve gün sonunda enerjiniz tükenebiliyor ama “başardım” hissi bu işteki en güzel duygu. Evet, bu kadar şeyi bitirebilmek ve altından kalkabilmek önemli bir başarı. Bence bunlar bir başarıdır ve gün sonunda bu başarı hissini ben en güzel şekilde yaşıyorum ve bu histen dolayı da mesleğimi seviyorum.

 

Bazı insanlara göre bu kadar tempolu çalışmak zor gelebilir ama alışılmayacak bir şey yok. Tek zor yanı işin doğal yanı olan “stres”. Stres bankacılık ile özdeşleşmiş bir kavramdır, bunu kimse inkar edemez.

 

Peki bankacılığın güzel yanları var mı, elbette ki var. Bir kere az önce söylediğim gibi başarı hissi, en güzel yanı. Bunun yanında birlikte çalıştığınız iş arkadaşları da önemli tabi ki de. Ayrıca bankalar çalışanlarına en çok eğitim veren kurumların başında gelmektedir. Bu anlamda eğitiminizi de, yani yüksek lisansınızı destekleyen bankalar da olduğu gibi kurum içi eğitimlerle sizi besleyen kurum sayısı da çoktur. Eğitim banka çalışanları için olmazsa olmaz noktalardan birisidir. Bu konuda çalıştığım bankanın da eğitim alanında bana çok katkıları olmuştur. Üstelik birçok banka yabancı dil bilen çalışanlarına, yabancı dillerini TOEFL, IELTS gibi kurumlarla belgelemeleri dahilinde ödül niteliğinde “yabancı dil tazminatı” vermektedir. Bankalar çalışanlarına öğle yemeği hizmeti sunmakta veya onlara yemek kartı vermektedir. Çalışanlarına özel sağlık sigortası da yaptıran bankalar, kurumsal bir yapıya sahip bulunmaktadır. Size şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kurumsallığı banka sektöründe hissettiğiniz kadar diğer çalışacağınız yerlerde hissedemezsiniz. Bunu da olumlu yanlarda saymaktayım tabiki de.

 

Bunlara ek olarak yaz veya kış aylarında faydalanabilmeniz için bazı bankaların lojmanları ve dinlenme tesisleri bulunmaktadır. Bu tesislerde yıllık izninizi kullanabileceğiniz gibi bir çok tatil beldesine göre de fazla nakit harcamadan, minimum maliyetle yıllık izninizi kullanabilirsiniz. Bazı bankaların genel müdürlük birimlerinde ücretsiz faydalanabileceğiniz spor merkezleri dahi bulunmaktadır.

 

Görüldüğü üzere bankacılığın hem olumlu hem de olumsuz sayılabilecek yanlarını aklıma geldiği kadarıyla saymış bulunmaktayım. Bankacılık sektörünü düşünen arkadaşlara umarım yardımcı olabilmişimdir. Böyle bir kurumsallığın tadını herkesin tatmasını ve bu işin zevkli yanlarını her bir çalışanın görmesini isterdim.

 

Kalın Sağlıcakla.

 

Çağrı ÇIĞMAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s