tarafından

Work & Travel Tecrübem 3: Gezi ve Eğlence, Tavsiye, Bana Katkıları

work-and-travelGezi konusunda diyebilirim ki, en iyi yol araba kiralamak, ve araba kiralamak içinse 2 şart var; bankamatik kartın (bunu işe başladıktan sonra almalısın, tabi zorunlu değil ama alırsan kolaylıklarını da görürsün –“TD Bank” WAT öğrencilerine hesap açma ve kapama ücreti olmayan bir DEBİT kartı imkanı sunuyor-) olmalı ve ehliyetin olmalı. ABD’de (en azından benim kaldığım eyalette) araba kiralamasını nakit para ile yapmıyorlar, sadece kredi veya bankamatik kartı kabul ediyorlar. Üstelik araba kiralama da öyle güzel bir imkan var ki. Diyelim ki WAT’ın 3 aylık kısmını bitirdin ve gezme kısmına geldin. Gezme planını yaptın ve Vermont eyaletindeki araba kiralama firmasından araba kiraladın. Bin bir yeri gezdin dolaştın (ABD’de eyaletler arasında dolaşmak herhangi bir kısıtlamaya tabi değil, sadece para gişeleri var, parası olan geçiyor :P) ve Türkiye’ye dönüş için New York eyaletine geldin. Eğer bu eyalette araba kiraladığın firmanın şubeleri varsa, arabayı o şubeye bırakabiliyorsun, yani arabayı geri götürmene gerek yok. Tüm bunların yanı sıra benzin cidden çok ucuz; Türkiye ile karşılaştırıldığında tam 3’te 1 fiyatına denk geliyordu! Okumaya devam et

tarafından

Anzaklı Ömer: “Siz Türk’ler gerçekten çok merhametli insanlarsınız!

Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA /  İstanbul’da oturmaktadır.

Anzaklı Ömer’in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Amerika ‘ya gittiğim ilk yıllar… New York’da Medical Center Hospital’da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler… Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum.  Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında…
-Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?” dedim.
Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı… Kolunu açtım, baktım pazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim:
-Siz Türk müsünüz?

-Kaşlarını yukarıya kaldırarak “hayır” manasına bir işaret yaptı.
-Ama ben hala merak ediyorum. “Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı Okumaya devam et