tarafından

Kitap Okumak vs. Televizyon İzlemek: sizce hangisi kafayı yoruyor?!

Can Dündar‘ın kaleme almış olduğu çok önemli olarak nitelendirebileceğim bir yazısı…

Günümüzde “ay ne kadar çok unutuyorum”, “dünkü yediğim yemeği dahi hatırlamıyorum”, “çok zor öğreniyorum”, “adaptasyonda çok zorluk çekiyorum” ya da “kendimi yorgun hissediyorum” falan fişman cümlelerini çok söylememizin nedenini aslında geçirmiş olduğumuz ve “dinlendiğimizi sandığımız” bu TV izleme saatleridir. Evet, çok güzel vakit geçirilebilir, ama şöyle 1 dakika durup düşünürsek eğer, hayatımızda televizyon olmasaydı daha mutlu ve daha dingin olacağımızı görebiliriz. Televizyonun aslında bizi dinlendirmediğini ve beynimize çoğunlukla olumsuz telkinler ve duygular lanse ettiğini görebiliriz.

Bunu anlamanın en etkileyici yollarından birisi, TV’yi açın ve gözlerinizi kapatarak dinlemeye çalışın, ya da içerideki odadan dinlemeye çalışın… Görüntü olmayınca, o bağırışların nasıl kullağınıza battığını fark edeceksiniz. Süreli yüksek sesli konuşan insanlar.

Diğer yandan, ahlak da çok güzel yozlaştırılıyor… Bunun için önceden paylaştığım Yılmaz Özdil‘in yazısına bakarsanız, ne demek istediğimi ÇOK İYİ ANLARSINIZ!  Hem kalitesiz haber sitelerinin haberleriyle fark etmeden, hem de sözde gerçekleri yansıtan dizilerimiz ile aslında nasıl bir bilgi ve duygu bombardımanına maruz kalıyoruz, farkına vardıktan sonra şaşırmamak elde değil!

Akşamları ne yapıyorsunuz? – Can Dündar

Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?

Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?

Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?

Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?

İki türlü hayat var:

1. Yaşanan hayat,

2. Seyredilen hayat,

Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz !

Akşamları evde ne yapıyorsunuz?

Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

” Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz ” diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz? Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki. Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa.

Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor. Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire…

Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.

Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir! Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.

Ne mi yapmalı?.. 

1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin: 

Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah şahitlerinizi, düğününüzü anlatın. Çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.

2. Gezin: 

Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir) Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır) Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun: 

Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, ” Komşu komşunun külüne muhtaçtır. “

4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın: 

(Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro) Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye ulaşırsınız. “Olmaz ki ” diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz,hiçbir yere ulaşamazsınız. Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır. Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz. Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun.

Ayrıca unutmayın ki; Hayatı biriktiremezsiniz; Ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.

Artık cevap gelsin:

Akşamları ne yapıyorsunuz?…

YAŞIYOR MUSUNUZ, YOKSA SEYREDİYOR MUSUNUZ?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s