tarafından

İhracat yaparken dikkate alınması gereken “Hedef” ve “Öncelikli” Ülkeler

2009 yılında ortaya çıkan küresel ekonomik krizin dünya ekonomileri üzerindeki daraltıcı etkisinin bir sonucu olarak dünya ticaretinde yaşanan büyük daralma sonucunda uluslararası piyasalardaki rekabet artmış ve uluslararası ticarette daha korumacı eğilimler ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede “pazara giriş” kavramının daha büyük önem kazanmasıyla birlikte ihracatımız için yeni hedef pazarlar tespit edilmesi ve kısa vadede kriz nedeniyle geleneksel pazarlarımızdaki daralmanın ihracatımıza etkilerinin azaltılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, küresel kriz döneminde büyümeye devam eden ve dış ticaret hacimlerinde önemli gerileme görülmeyen ülkelere ilişkin çeşitli analizler ve değerlendirmeler yapılmıştır. Söz konusu çalışmalarda, DTÖ ve Avrupa Birliği kapsamında gerçekleştirilen ikili ve çok taraflı müzakerelerin yanı sıra, müteahhitlik hizmetlerindeki ihracat potansiyelimiz, ilgili ülkelerle olan siyasi ilişkilerimiz, pazarın alım gücü, büyüklüğü, dışa açıklığı gibi pazarın yapısını belirleyen unsurlar ile sermaye hareketleri, ticari ve hukuki altyapı, yatırımlar, hizmet ticareti ve enerji politikaları da göz önünde bulundurulmuştur. Bu çalışmalarının yanısıra,  ilgili tüm kamu kurum ve kurulışlarının önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği pazara giriş çalışmalarının planlamasını, uygulamasını, takibini ve koordinasyonunu sağlamak üzere Ekonomi Bakanlığı bünyesinde Pazara Giriş Komitesi oluşturulmuştur.

Okumaya devam et

tarafından

İhracatta Pazara Giriş Çalışmaları

2008 yılı son çeyreğinden itibaren tüm dünya ekonomilerini etkisi altına alan etkileyen küresel finansal krizin etkileri 2010 yılında global ölçekte azalmışken bu defa da başta komşumuz Yunanistan olmak üzere pek çok Avrupa Birliği ülkesinde yeniden bir kriz başgöstermiştir. Bu süreç ticarette yeni yaklaşımlar benimsemesine yol açmış ve ihracatın arttıtılması söz konusu krizden çıkışta benimsenen en önemli strateji olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde çeşitli ülkeler tarafından açıklanan krizden çıkış stratejilerinde, ihracat ekonomik büyümenin itici gücü olarak kabul edilmiş ve buna uygun politikalar hayata geçirilmeye başlanmıştır.

Bu anlamda uluslararası piyasalarda rekabetin de daha da çetin hale geldiği bu yeni ortamda hem fırsatları hem de tehditleri en iyi biçimde tespit ederek küresel ticaretten daha fazla pay almaya yönelik bir yaklaşım benimsemek, ticari ilişkilerde pro-aktif olmak, artan rekabet koşulları altında “yeni pazarlara girmek” ve “mevcut pazarlarımızdaki payımızın arttırılması” gittikçe daha önemli hale gelmiştir. Okumaya devam et

tarafından

Hedeflere ulaşmak, Strateji ve taktiklerin uyumuna bağlıdır!

Garry KASPAROV – Zirveye Çıkan Yol

garry_kasparovBu alıntıda yazmış olduğum paragraflardan önce ve sonra, bunları tamamlayan yazılar elbette ki var. Bunu, kitabın yalnızca özlü sözlerden ibaret olduğu gibi bir düşünceye kapılmamanız için söylüyorum. Ayrıca kitabın kendisinden bahsetmem gerekirse de, şunu söyleyebilirim: Satranç ile ilgilenen veya ilgilenmeyen, stratejik düşünmeyi seven veya bunun nasıl olacağı hakkında örnekler isteyen, zafere yani başarıya ulaşmanın yollarını araştıran bir kişiyseniz, bu kitap size göre. Kitabın başlığından da anlaşılacağı gibi kitapta, zafere ulaşmanın yolları var, ve Kasparov da bunu kendi dünya görüşü çerçevesinde açıklamış, tanımlamış ve bu konuda örnekler vermiş. Bu konularda bilgi edinmek ve gerçek bir satranç oyuncusunun olaylara nasıl ayrıntılı ve farklı açılardan bakabildiğini az da olsa kavrayabilmek için okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap. Ayrıca Kasparov’un bunca sene nasıl olup da zirvede kaldığının da cevabını bulacaksınız… Hayran olmamak elde değil…

Yazıları bu şekilde buraya aktarmamdaki sebep, kendi amaçlarım ve hayat felsefem doğrultusunda, bana ek bilgi olsun diye, ve ayrıca motivasyon aracı olarak da kullanabilme düşüncesiydi. Size de belki bir feyz verir, ya da içlerinden birini ya da daha fazlasını kullanmak isterseniz diye, işinize yarar ümidiyle, paylaşmak istedim.

——————————————————————————————-

Sun Tzu – Taktik olmadan strateji, zafere uzanan en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgiden önceki gürültüdür.

“Neden?” sorusu taktikçileri stratejistlere dönüştürür. Herkesin bir hedefi olabilir, fakat hedefe ulaşmanın yolu da “neden?” diye sorarak başlamaktır. Okumaya devam et

tarafından

Work & Travel Tecrübem 3: Gezi ve Eğlence, Tavsiye, Bana Katkıları

work-and-travelGezi konusunda diyebilirim ki, en iyi yol araba kiralamak, ve araba kiralamak içinse 2 şart var; bankamatik kartın (bunu işe başladıktan sonra almalısın, tabi zorunlu değil ama alırsan kolaylıklarını da görürsün –“TD Bank” WAT öğrencilerine hesap açma ve kapama ücreti olmayan bir DEBİT kartı imkanı sunuyor-) olmalı ve ehliyetin olmalı. ABD’de (en azından benim kaldığım eyalette) araba kiralamasını nakit para ile yapmıyorlar, sadece kredi veya bankamatik kartı kabul ediyorlar. Üstelik araba kiralama da öyle güzel bir imkan var ki. Diyelim ki WAT’ın 3 aylık kısmını bitirdin ve gezme kısmına geldin. Gezme planını yaptın ve Vermont eyaletindeki araba kiralama firmasından araba kiraladın. Bin bir yeri gezdin dolaştın (ABD’de eyaletler arasında dolaşmak herhangi bir kısıtlamaya tabi değil, sadece para gişeleri var, parası olan geçiyor :P) ve Türkiye’ye dönüş için New York eyaletine geldin. Eğer bu eyalette araba kiraladığın firmanın şubeleri varsa, arabayı o şubeye bırakabiliyorsun, yani arabayı geri götürmene gerek yok. Tüm bunların yanı sıra benzin cidden çok ucuz; Türkiye ile karşılaştırıldığında tam 3’te 1 fiyatına denk geliyordu! Okumaya devam et

tarafından

Work & Travel Tecrübem 2: Konaklama, Yemek masrafı ve Aldığım Ücret

work-and-travelŞimdi gelelim konaklama ve yiyecek konusuna, bundan konuyu dağıtmamak adına bahsetmemiştim. Konaklama da yiyecek de Amerika’da bir sorun. Genel konaklama ücretleri ortalama kişi başı 400-500 dolara denk geliyor. Tabi bu şansınız varsa eğer, bu rakam çok daha düşebiliyor. Benim konaklama ve yemek maceram ilk 7 hafta ve son 6 hafta olarak 2’ye ayrılıyor. Nasıl mı? Hani şans konusundan bahsetmiştim ya, burada o konu devreye giriyor.

İlk 7 haftam şöyle geçti. Çalışacağımız otele vardık ve ilk haftamızda diğer WAT öğrencilerinin kaldığı ev dolu idi. Yani bana ve birlikte geldiğim arkadaşım için yer yoktu. Biz de otelde geçici olarak konakladık. Ki bize demişlerdi ki, “siz ev bulana kadar geçici olarak burada konaklayın, bulunca taşınırsınız”, biz de kabul ettik ve otelin odalarından bir tanesine yerleştirdiler bizi. Tabi ki de bize süpervizörüm teklifte bulundu, “orada kalın, şurada kalın, olmadı size benim evimden bir oda vereyim, burada kalın diye, ama biz çalıştığımız kasabada otobüs seferleri günde sadece “saatte 1” olduğu için ve sadece anayoldan geçtiği için (süpervizörümün bize önerdiği kendi evi, anayola yürüme mesafesiyle 15 dakika kadar mesafedeydi. Hadi kabul ettik diyelim, gittiğimiz yer komple ormanlık bölgeydi –Karadeniz misali- ve geceleyin yol ışıkları falan yoktu, Okumaya devam et

tarafından

Work & Travel Tecrübem 1: Gidiş, Ücret, İşe Başlangıç ve Ek İş

work-and-travelBilindiği üzre Work & Travel (kısa ismiyle WAT) programı yalnızca üniversite öğrencilerine sunulan çok güzel bir olanak. Bunun içinse 2 temel şart var, masraflar için 2000 doların üzerinde bir paran olmalı ve, 1000lerce kilometre öteye 3 – 4 aylık bir süre zarfı için ülkenden, arkadaşlarından ve ailenden uzak kalma riskini göze alabilmektir. Aslında zamanın ne kadar çabuk geçtiğini fark edenler için bu süre kısa gelebilir. Ama ordayken zamanını nasıl geçirdiğin, zamanın hızını belirleyen en temel etkendir. Şöyle ki, ABD’ye vardığında ve firmaya ulaştığında hiç ummadığın şartlarda çalışman gerektiğini anlayabilirsin, ki bu durumda 3 aylık süre geçmek bilmeyebilir, fakat gittiğin yer eğer hakikaten güzel ve nezih bir bölge ise ve çalışacağın firma da tam hayalinde kurduğun gibiyse, işte o zaman mutlu günler başlıyor diyebiliriz.

Ben size bu yazımda, ABD tecrübemin nasıl başladığını, bunun için nasıl aşamalardan geçtiğimi ve oradayken neler yaşadığımı anlatacağım, ki gitmek isteyenler için ön fikir olsun Okumaya devam et

tarafından

Atatürk’ten “İslam dininin doğuşu” ile ilgili yazı

Hz. Muhammed’in peygamberliği vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir.

Muhammed’in bir melek ile ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini de ileri suanlar olmuştur.

Bu olasılıkları bir kenara bırakmak ve meseleyi ilim ve mantık çerçevesi içinde mütalaa etmek daha doğru olur.

Kur’an’dan öğrendiğimize göre Muhammed hiç değişmeden yaşamış bir insan değildi; o da hayat ve hadislerin zaruri icabları karşısında adeta her gün değişmiştir.

Muhammed iptida Allah’ın resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır; bunu düşünmemiştir. Bu düşünce senelerce mücadele ettikten ve fikirlerini neşreyledikten sonra kendisinde hasıl olmuştur. Asıl meselenin hal noktası şuradadır:

Bütün iptidai kavimlerde olduğu gibi Arap’larda da şairlerin akıl erdirmedikleri kuvetlerden ilham aldıkların inanırlardı. Bu kuvetlerde Arap’lar için cinlerdi. Cinler güya kahinlere de kayıptan haber vermek kudretini ilham ederlerdi. Bu nevi itikadlar Arabistan’da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır.

Hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham etmeye kani idi. Muhammed’in İsa ve Musa dinlerine dair öğrendikleri de Okumaya devam et